
BİR MÜMİNİN EN BÜYÜK SERMAYESİ: İHLÂS
İnsan bazen ömrünü ibadetle geçirir; fakat ihlâs yoksa o amellerin bereketini bulamaz. Bazen de küçük görünen bir amel, yalnız Allah rızâsı için yapıldığı için kulun ebedî kurtuluşuna vesile olur.
İşte bu yüzden Allah Teâlâ, amellerden önce kalbin yönelişine bakar.
Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyrulur:
“Hâlbuki onlar, dini yalnız Allah’a has kılarak, O’na ihlâsla kulluk etmekten başkasıyla emrolunmamışlardı.”
(Beyyine, 98/5)
Başka bir ayette ise:
“De ki: Ben dinimi yalnız O’na has kılarak Allah’a kulluk ederim.”
(Zümer, 39/14)
İhlâs, yapılan işin büyüklüğü değil; niçin yapıldığının cevabıdır.
Namaz kılarken…
İnfakta bulunurken…
İlim öğrenirken…
Bir iyilik yaparken…
Kalpte tek bir soru olmalıdır:
“Bunu gerçekten Allah için mi yapıyorum?”
Resûlullah ﷺ şöyle buyurmuştur:
“Ameller ancak niyetlere göredir. Herkese ancak niyet ettiği vardır.”
(Sahih-i Buhârî, Bedʾü’l-Vahy 1; Sahih-i Müslim, İmâre 155)
Bu hadis, İslâm’ın en temel esaslarından biri kabul edilmiştir. Çünkü aynı amel, niyete göre ibadet de olabilir, gösteriş de olabilir.
Resûlullah ﷺ yedi sınıf insanın Allah’ın Arşının gölgesinde gölgeleneceğini haber verir. Bunlardan biri şudur:
“Sağ elinin verdiğini sol eli bilmeyecek kadar gizlice sadaka veren kimse.”
(Sahih-i Buhârî, Ezân 36; Sahih-i Müslim, Zekât 91)
Neden gizlice?
Çünkü insanların alkışı, ihlâsın en büyük imtihanlarından biridir.
Kul bazen insanların beğenisini kazandığını zanneder; fakat Allah katındaki değerini kaybedebilir.
Büyük âlim Eyyûb es-Sahtiyânî, ihlâs hakkında şöyle demiştir:
“Kulun en zor mücadelesi niyetini düzeltmesidir. Çünkü niyet sürekli değişir.”
Bu söz, insanın kalbiyle mücadelesinin ömür boyu sürdüğünü gösterir.
Şeytan bazen insanı ibadetten alıkoyamaz; fakat o ibadetin içine gösteriş, övünme ve beğenilme arzusu sokmaya çalışır.
Bu sebeple büyükler, amelden sonra da istiğfar ederlerdi. Çünkü amelin kabul edilip edilmediğinden emin olmazlardı.
Tasavvufta ihlâs, “halkın nazarından çıkıp Hakk’ın nazarında yaşamaktır.”
İnsanların övmesiyle büyümemek…
Yermesiyle küçülmemek…
Çünkü kul bilir ki gerçek değer, Allah’ın katındaki değerdir.
İhlâslı insanın kalbi huzurludur. Gösteriş yükü taşımaz. Kendini ispat etmeye çalışmaz. Bildiği tek şey, Rabbinin kendisini gördüğüdür.
Kendimize Soracağımız Soru: Bugün yaptığım iyiliklerden hangisini sadece Allah bildi?
Hangi ibadetimi insanlar görsün diye değil, Rabbim razı olsun diye yaptım?
İşte bu muhasebe, ihlâs yolculuğunun başlangıcıdır.
Allah’ım…
Kalplerimizi riyadan koru.
Niyetlerimizi yalnız Senin rızâna yönelt.
Bizi insanların övgüsünü arayanlardan değil, Senin rızânı arayan kullarından eyle.
Yaptığımız her ibadeti, her hizmeti ve her iyiliği ihlâsla kabul buyur.
Kalplerimizi samimiyetle dirilt, amellerimizi bereketlendir.
Âmin.
Aykut TOSUN / 28.07.2026
Kaynaklar
-
Kur'ân-ı Kerîm: Beyyine 98/5.
-
Kur'ân-ı Kerîm: Zümer 39/14.
-
Sahih-i Buhârî, Bedʾü'l-Vahy, 1.
-
Sahih-i Müslim, İmâre, 155.
-
Sahih-i Buhârî, Ezân, 36.
-
Sahih-i Müslim, Zekât, 91.
