
DERVİŞ KEBABI
Malzemesi:
Bir miktar Nefs-i Emmâre
Üç diş Benlik
İki kaşık İddia
Bir avuç Hevâ
Bir tutam Makam Sevdası
Yeterince “Ben Bilirim”
Bir miktar Şöhret
Bolca Arzu
Ve en tehlikelisi: Kendini Haklı Görmek
Hazırlanışı:
Evvela nefs-i emmâreyi güzelce doğrayınız. Fakat dikkat ediniz; nefs küçük doğrandıkça kaybolmaz, bilakis yemeğin içine daha çok dağılır.
Ardından benliği ilave ediniz. Biraz makam sevdası, biraz şöhret ve bolca “ben bilirim” koyunuz.
Hepsini güzelce karıştırınız.
Üzerine hevâ ve arzuyu ekleyip bir müddet dinlendiriniz. Dinlenirken kabarmasına müsaade ediniz.
Zira nefis dinlendikçe küçülmez; fırsat bulursa daha da büyür.
Sonra “Kendini Haklı Görmek” sosunu hazırlayıp üzerine dökünüz.
Bu sos yemeğin en kuvvetli zehridir.
Çünkü insanın hatasını görmesini engeller.
Şimdi kebabı ateşe koyunuz.
Ateşin adı İmtihan’dır.
Burada mühim bir incelik vardır:
Ateş yükseldikçe nefis piştiğini zanneder.
Hâlbuki pişen nefis değil, insanın ona olan tahammülüdür.
Bir müddet sonra kebabı sofraya getiriniz.
İlk lokmayı yiyen kendisini çok önemli hisseder.
İkinci lokmada herkesten farklı olduğunu düşünür.
Üçüncü lokmada başkalarının hâlini beğenmez.
Dördüncü lokmada ise kendisini kurtulmuş zanneder.
İşte zehir tam burada tesir etmeye başlar.
Kimi bu sofradan kibirlenerek kalkar.
Kimi başkasını küçümseyerek.
Kimi kendisini mürşid, kimi ârif, kimi de çoktan veli zannederek…
Fakat az da olsa bir nasibi olan, son lokmada aynaya bakar.
Ve orada başkasını değil, kendisini görür.
İşte o vakit kebabın zehiri çözülmeye başlar.
Çünkü bu yemeğin panzehiri bellidir:
Estağfirullah.
Ben bilmem.
Ben yapmadım.
Ben değilim.
Ve nihayet:
O bilir.
O yapar.
O’dur.
Derviş Kebabı’nın pişirme süresi:
Ömür boyu.
Servis şekli:
Kendi nefsine değil, başkasına ikram ederek.
Yanında:
Bir tabak Tevazu,
bir kase Sükût,
bolca Hizmet.
Tatlı olarak da:
Hiçlik.
Afiyet olsun demeyeceğim.
Çünkü bu yemekten afiyetle çıkanın,
zaten derviş olması beklenir…
Aykut TOSUN
06.10.2026
