
Ey Arayan Göğe Bakma
Elif'ten indi gece, sırra büründü cihan,
Ay secdeye kapandı, sustu akıl, durdu lisan.
Bir kul çıktı yokluğa, varlık yandı, kül oldu,
Aşk dedi: "Gel ey Habîb," yol açıldı, yol oldu.
Burak değil, aşk bindi; mekân düştü aradan,
Bir adım Mescid-i Aksâ, bir adım öte zamân.
Cebrâil durdu edeple: "Bundan öte yok bana,"
Bir kul geçti melekten, hayret düştü semâna.
Sidre'de bitti ilim, kalem ağladı, kırıldı,
Söz susup süküt konuştu, benlik yerle bir oldu.
Iki yay arası bir sır, ne yakın ne de uzak,
Ne sen kaldın ne ben kaldı, sadece O kaldı bak.
Hitap geldi perdesiz: "Yaklaş ey yaklaşan kul,"
Yakınlıkta mesafe yok, birliktir asıl yol.
Ne soru kaldı ne cevap, ne nida ne sedâ,
Bir nokta kaldı o anda: Hû dedi, doldu fezâ.
"Dön" dedi Rahmet sonra, "ümmet yükün, unutma,"
Yere indir bu sırrı sen, secdede sakla, tut da.
Namaz kıldım dedi gök, yeryüzü Miraç oldu,
Kim alnını toprağa koyduysa, arşa yol buldu.
Ey arayan, göğe bakma, gök sende gizli heman,
Sidre sandığın sınır, gönlünde yanan nişan.
Miraç bir gece değil, her nefeste bir davet,
Yoklukla yürürsen eğer, varlık olur sana nimet.
Aykut TOSUN
(Fakir)
