
KABZ ve BAST HÂLİ
İnsan zaman zaman gönlünün daraldığını, kalbinin sıkıldığını hisseder.
Kabz; kalbin daralması ve sıkılması, bast ise kalbin açılması ve ferahlamasıdır. Nasıl ki kalp vücutta kanı pompalamak için kasılıp gevşiyorsa, manevi hayatta da kulun gönlü bazen daralır bazen ferahlar. Bu hâller aslında ruhun canlılığının bir işaretidir.
Bazen Allah kapıları kapatır ki; kul arasın, bazen açar ki; kul rahmeti görsün.
Mevlânâ Hazretleri de Şems-i Tebrizi'nin ayrılığıyla derin bir kabz hâli yaşamış; büyük bir hasret ve arayış içinde şehir şehir dolaşmıştır. Fakat ardından gelen bast hâliyle irfan neşesi doğmuş ve Mesnevî-i Şerif ortaya çıkmıştır.
Bu yüzden gönlümüz daraldığında ardından gelecek ferahlığı ümit etmeli; gönlümüz ferah olduğunda ise bu hâlin de geçici olduğunu unutmamalıyız.
Kabz da bast da kulun manevi hayatının bir parçasıdır ve her biri insanın hayrına olan ilahi tecellilerdir.
Aykut TOSUN
