
KALPLERİN ANAHTARI: ŞÜKÜR
İnsan, sahip olmadıklarını düşündükçe fakirleşir; sahip olduklarını fark ettikçe zenginleşir.
Gerçek zenginlik, malın çokluğu değil; nimeti vereni tanıyan bir kalbe sahip olmaktır.
Ne yazık ki insan, nimetin içindeyken onu sıradan görmeye başlar. Sağlığı kaybedince sağlığın, huzuru kaybedince huzurun, sevdiklerini kaybedince onların kıymetini anlar. Hâlbuki mümin, nimeti kaybetmeden önce şükretmeyi öğrenen insandır.
Allah Teâlâ şöyle buyurur:
"Rabbiniz şöyle bildirmişti: Eğer şükrederseniz elbette size nimetimi artırırım. Eğer nankörlük ederseniz bilin ki azabım gerçekten çok şiddetlidir."
(İbrâhim, 14/7)
Bu ayette dikkat çeken husus şudur: Allah, nimeti artırmanın sebeplerinden biri olarak şükrü göstermektedir.
Şükür, sadece "Elhamdülillah" demek değildir.
Şükür; nimeti Allah'tan bilmek, onu O'nun razı olacağı yerde kullanmak ve nimetin sahibini unutmamaktır.
Resûlullah ﷺ'in geçmiş ve gelecek günahlarının bağışlandığı kendisine bildirilmiş olmasına rağmen, geceleri ayakları şişinceye kadar namaz kılardı.
Hz. Âişe validemiz kendisine:
"Ey Allah'ın Resûlü! Allah seni bağışladığı hâlde niçin kendini bu kadar yoruyorsun?" diye sordu.
Resûlullah ﷺ şöyle buyurdu:
"Şükreden bir kul olmayayım mı?"
(Sahih-i Buhârî, Teheccüd 6; Sahih-i Müslim, Münâfikîn 79)
Bu cevap, ibadetin sadece korkudan veya cennet ümidiyle değil, şükür duygusuyla da yapılması gerektiğini öğretmektedir.
Allah Teâlâ, büyük bir saltanat verdiği Hazreti Süleyman'ın dilinden şu duayı bize öğretir:
"Rabbim! Bana ve anne-babama verdiğin nimete şükretmeyi ve razı olacağın salih ameller işlemeyi bana ilham et..."
(Neml, 27/19)5
Dikkat edelim...
Hz. Süleyman, daha fazla servet istemiyor.
Önce şükredebilmeyi istiyor.
Çünkü şükretmeyen bir kalp için nimet, bazen imtihanın ağırlaşmasına dönüşebilir.
Tasavvuf büyükleri derler ki:
"Şükür, nimeti artırdığı gibi nimeti tanıyan kalbi de büyütür."
Şükür sahibi insan, küçük nimetleri küçümsemez.
Bir bardak su...
Bir dostun tebessümü...
Ailenin huzuru...
Sabah namazına uyanabilmek...
Kur'ân okuyabilmek...
Bunların her biri, nice insanın mahrum kaldığı büyük nimetlerdir.
Şükür, nimetin büyüklüğüne göre değil; kalbin uyanıklığına göre edilir.
Kalbi uyanık olan, her nefeste Allah'ın ihsanını görür.
Bugün Bir Muhasebe Yapalım;
Bugün kaç defa şikâyet ettim?
Kaç defa "Elhamdülillah" dedim?
Bugün sahip olduğum hangi nimeti ilk defa gerçekten fark ettim?
Belki de huzurumuzu eksilten şey, nimetlerin azlığı değil; şükrün azlığıdır.
Allah'ım...
Bize Senin nimetlerini görebilen basiretli gözler, onları takdir eden şuurlu kalpler ve onları Senin rızân yolunda kullanacak salih ameller nasip eyle.
Bizi darlıkta sabreden, bollukta şükreden kullarından eyle.
Dilimizi hamd ile, kalbimizi kanaat ile, ömrümüzü bereket ile süsle.
Bize verdiğin nimetleri, Sana yakınlaşmaya vesile kıl ve son nefesimize kadar hamd eden kullarından eyle.
Âmin.
Aykut TOSUN / 25.08.2026
Kaynaklar
• Kur'ân-ı Kerîm: İbrâhim 14/7.
• Kur'ân-ı Kerîm: Neml 27/19.
• Sahih-i Buhârî, Teheccüd, 6.
• Sahih-i Müslim, Sıfâtü'l-Münâfikîn, 79.
