
HÂL GELİNCE DİL SUSAR
Hâl gelince dil susar, söz kesilir nâ-tüvân,
Bir nazar kâfi gelir, bin kelâma bî-güman.
Hâl bir sırdır, ehline de söylemek müşkil olur, Gönül ağlar, gözler söyler; dil ise bî-hâl olur.
Bir nefes "Hû" ile yansa dilde binlerce hicâb,
Bir damla yaş ile açar gönülde bâb üstüne bâb.
Nefs susunca perde kalkar, görünür râh-ı Hudâ, Kul kendinden geçse bir dem, onda kalmaz mâsivâ.
Vecdini arz etme halka, sırrını kılma ayân,
Hâl ehlinin nişânıdır sînesinde bir nihân.
"Ben bu hâlin ehliyim" deme; düşersin hâlden dûr,
Hâl Hakk'tan bir emânettir, sahibinden eder nûr.
Bir zaman ağlar gönül, bir zaman güler bî-karâr, Her ne hâl üzre bulunmaz, Hakk ile olur karâr.
Hâl ile yürür erenler, menzilinden sormaz iz,
Çünkü yol Hakk'a varmaksa, yolcu da O, yol da O'dur biz.
Ey gönül, hâlini gizle; sırrı söylemek ziyân,
Hâl dediğin Hakk'ın sırrı; söyleyen değil, yaşayan olur ayân.
Aykut Tosun
02.09.2026
